Nası bi oyundur bu? 1998 yılının karlı bir Ocak günü Nippon kanalı, yeni bir yarışma için birini aradıkları duyurusunu yapar. Başvuruda bulunan bir grup komedyen arasından sahne adı Nasubi olan genci seçerler. Nasubi japoncada patlıcan demektir. Aynı senenin Haziran ayında gösterime giren Truman Show misali bir yarışma programı çıkar ortaya. Bu olay hakkında geniş bilgiye yazının devamında ulaşabilirsiniz.
Adaylar arasından seçilen "şanslı" Nasubi, gözleri bağlanarak Tokyo içerisinde küçük bir apartman dairesine götürülür. Daireye vardığında, dergi dolu bir stand, büyükçe bir yığın kartpostal gösterilir ve soyunması söylenir. Oda, bir minder, masa, küçük bir radyo, telefon, bir kaç not defteri ve kalemler haricinde boştur. Yiyecek, tuvalet kağıdı veya eğlenceye dair hiçbir şey yoktur. İhtiyacı olan tek şey yarışmalara kartpostal gönderip bu yarışmayı kazanmaktır. Yapımcılar gider ve Nasubi, kendi benzersiz mücadelesiyle başbaşa kalır. Onun neler düşündüğünü bir hayal edin: Ne yiyeceğim? Bana ne yapacaklar? Bu olay ne kadar sürecek?
Nasubi, 8 Şubat günü ilk yarışmasını kazanır. Biraz yenebilir jöle ve 1560 yen alır. Geriye 998440 yen kalmıştır. O gün, iki haftadan beri ilk kez yemek yedi! 22 Şubat günü, 5 kg pirinç kazandı. Talihsizce hiç kap kacağı yoktu. İlk başta çiğ yemeği denedi, ama sonunda kendince pişirme metodu buldu. Pirinci, gaz memesinin yanına yerleştirdiği boş bir tenekenin içinde bir saat süreyle bekletiyordu ve "pişmiş" oluyordu. İki kalemini kullanarak her gün yaklaşık yarım kap pilav yiyordu.Hayat Nasubi için zordu. Açıkça yalnız, rahatsız ve sıkılmıştı ama zorluk karşısında yüzünde mütemadiyen bir neşe vardı. Altını çizmek gerekirki Japonya'da birilerinin ıstırap çekmesi en çok beğenilen kişisel özelliktir ve bu programa olan inanılmaz rağbetin büyük bir nedenini teşkil eder.
Günlerini kartpostal yazmakla geçirmektedir, ayda 3000 ila 8000 arası göndermektedir. İnanılmaz derecede cesaret kırıcı olamalı çünkü Mart ayının sonunda sadece 66840 yen kazanmıştır ve geriye kazanılacak 933160 yen kalmıştır.
Ne zaman bir yarışamayı kazansa, zafer dansı yapar ve kazandığı ödül ve ne kadar mutlu olduğu hakkında garip bir şarkı uydurur. Telefon çaldığında ya da biri kapıya vurduğunda onun suratında oluşan ifade gibi bir ifadeye daha önce hiç bir yerde rastlamamışsınızdır. Yandaki fotoda sevdiği televizyon yıldızının posterini aldığında yaptığı dansı görebilirsiniz, o yıldız Ryoko Hirosue adında genç bir bayandır. Odası dolmaya başlamıştır ve insanca bir hayata dönmeye. Tabi bazen kötü anlarda oluyor, televizyon kazandığı gün odasında hiç anten girişi ya da kablo olmadığını anladığı an gibi.
Mayıs'ta bir doktor ziyaretine gelir, odasındaki 5 aydan sonra, sağlığının mükemmel durumda olduğunu söyler. Çok zayıflamıştır, kemikleri görülebilmektedir ama kan testleri ve fiziksel yoklamalar hiç bir sorunu olmadığını gösterir. Tırnakları bir kaç santimetre uzamıştır ve saçları kontrol edilemez hale gelmiştir ama bunlar tehlikenden daha çok can sıkıcı şeylerdir. İnanılmaz derecede insan vücudunun nasıl hayatta kaldığının göstergesidir. Bu şekilde yaşanabileceğini kim düşünebilirdiki?Mayınsın sonlarına doğru, Nasubi'nin pirinci bitti, köpek maması yiyecek hale geldi. Her gece pirinç için yalvarmasını izledi insanlar.
Haziran ayı, gösteri inanılmaz derecede popüler oldu ve kitle medyası Nasubi'nin nerede ikamet ettiğini buldu. Gecenin bi yarısı yapımcı tarafından bir el feneri ile uyandırıldı, gözleri bağlandı ve yeni bir daireye taşındı. Şansın değişti dediler ona ama asıl neden bütün ülkenin onu izlediğini öğrenmesini istemiyorlardı. Talihsiz bir şekilde eşyalarını taşıyan adamlar onun piriçlerini getirmeyi unutmuşlardı. Bir kaç defa Nasubi ekranda kızgınlığını şu sözlerle dile getirdi, "Nasıl benim pirincimi unutursunuz? Nasıl? Benim için ne kadar önemli olduğunu bilmiyor musunuz?". Kırılma noktasında gibi gözüküyordu.
Haziran sonunda toplamda 550000 yene yani hedefinin yarısına ulaşmıştı.Temmuz'da Nasubi'nin odasına canlı internet bağlantısı kuruldu. Nasubi çıplak olduğu için sürekli gözüken mahrem yerlerini, isminin de anlamı olan patlıcan ile kapatıyorlardı ve bu iş için 50 kişi istihdam edilmişti. İnsanlar bu olayın uydurma olduğunu düşünmeye başlamışlardı ama canlı internet bağlantısı herkesi ikna etti. Site çok popüler olmuştu ve binlerce ziyaretçisi vardı. Sitenin rağbet görmesinin sebebi Nasubi kazandığı her şeyle oynuyordu sürekli bir hareket vardı. Bazen de Venus adını verdiği doldurulmuş hayvanıyla konuşuyordu.
Ağustos ve Eylül en zor aylardı. Ağustos'ta iki hafta hiçbir şey kazanamadığı oldu. Eylül'de kazandığını şeyler de değersizdi ve yaklaşık sadece 10000 yen kazandı. Eylül'deki tek mutlu anı plajdaki yaz tatiliydi. Odasında 8 ay geçirdikten sonra bunun gerekli olduğu düşünüldü ama yine çıplaktı. Ekim'de tekrar taşındı.Televizyonu ile birlikte çalıştırabileceği video oynatıcıyı kazandı ve egzersiz ve bisiklet hakkındaki iki videosunu izledi. 10 aydan beri ilk kez bir kadın görüyordu. Kasım'da iki rulo tuvalet kağıdı kazandı ve hayatının önemli anlarındandı. Ayrıca bir Sony PlayStation kazandı. İyi oynadığı tren maknistliği oyunu ile birlikte ve daha önceden kazandığı özel oyun kumandası ile saatlerini televizyon önünde harcar oldu. 3 gününü oynarak geçirdikten sonra oynamakla çok fazla zaman harcadığına karar verdi.
Nasubi'nin ilk çetin sınavı Aralık'ta bitti. Onu en çok mutlu eden ise bir paket pirinçti. Kazandığının farkında değildi ve talihsizce kartpostal yazmaya devam etti. O gece Nasubi, yapımcı tarafından son bir kez ziyaret edildi. Yapımcı hiç bir sorusunu cevaplamamasına rağmen Nasubi başarıyla tamamladığını anlamıştı. Yerde cenin şeklinde kıvrıldı ve insanlarla konuşmaya alışık olmadığı görülüyordu.En sonunda, giysileri geri verildi, ve bir yıldan sonra ilk kez kadın iç çamaşırı dışında giyinmenin nasıl bir şey olduğunu hatırladı. Bir kase şehriye çorbası verdiler ve sokağa saldılar. Ayrıca onu bir eğlence parkına ve Kore'ye götürdüler. Kore'de en sevdiği yemeği yedi, Kore ızgarası. Dinlenmesi sona erdiğinde kendini dilini bilmediği bir ülkede bir odanın içinde yalnız buldu, Kore'de! Bu sefer geri dönmek için gerekli parayı bulması gerekiyordu, yaklaşık 400 amerikan doları.
Gerekli parayı kazandı ama çalışanlar onun mücadelesini daha da zorlaştırıyorlardı ve bunu ona söylemiyorlardı. Önce normal bileti, şirket sınıfına sonra da birinci sınıfa çevirdiler. Nasubi huylanmaya başlamıştı ve amacına ulaştığını düşünüyordu. Yapımcı onu Japonya'ya geri getirdi.
Bu sefer onu bir televizyon stüdyosuna getirdiler ve oda sandığı bir kutuya soktular.
Alışkanlıktan ötürü, soyundu ve beklemeye başladı. Bir anda kutu açıldı ve kendini çırılçıplak bir halde binlerce hayranının karşısında buldu. Denpa Shonen programının sunucusu gelip son 1 sene ve artı 3 ayda olan her şeyi açıkladı.
İçeride yaşadıklarını anlatan günlüğü en çok satan kitap oldu. Çıktığında yediği şehriye çorbası görüntüsü şirketin en karlı reklamı oldu. Web sitesi de aşırı derecede değerli oldu ve Nasubi nasibini almış oldu.






